eN Sağlıklı Sohbetler 27 Ekim 2019 - NTV

Daha doğru ve daha güzel bir yaşamın yöntemlerini, bilimsel araştırmalar ışığında Burcu Kaya, Doktor Talat Muratoğlu ile birlikte konunun uzmanlarıyla MarlinPlus yapımcılığında hazırlanan eN Sağlıklı Sohbetler’de tartıştı. “İyi huylu prostat büyümesi ve prostat kanseri arasındaki farklar neler?” “Prostat kanseri tedavisinde son yöntemler neler?” Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serdar Turhal ve Üroonkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı ile soruların yanıtları arandı. En Sağlıklı Sohbetler, 27 Ekim Pazar NTV

“eN Sağlıklı Sohbetler 27 Ekim 2019 - NTV" tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

  • https://vimeo.com/371322823

Bağırsağından mesane yapıldı

Bel ağrısı şikâyetiyle hastaneye başvuran 68 yaşındaki İbrahim Aktaş’ın mesanesinde tümör belirlendi. Aktaş, robotik cerrahi ile bağırsağından yapılan mesaneyle hayata tutundu

İbrahim Aktaş'ın (68) geçen yıl bel ağrısı şikâyeti başladı, bir yılda üç kez doktora gitse de çare bulamadı. O süreçte idrarında hafif yanma da hissediyor ama önemsemiyordu. Sonrasında idrarında pıhtılı kanama fark etti ve gittiği hastanede mesanede tümör olduğu ortaya çıktı. Biyopsi geçirdi ve 2. evre mesane kanseri olduğu belirlendi. Aktaş ailesi için sonraki günler araştırma ile geçti. Mesanenin komple çıkarılması ve yeni bir mesane yapılması gerekiyordu. Önemli bir ameliyat geçirecekti. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı'ya gitti. Doktor ona, alınacak mesane yerine yenisini yapmak için ince bağırsağından bir bölüm alacaklarını söyleyince kulaklarına inanamadı. Üstelik bu ameliyat, uygun şartlar olursa robotik cerrahi ile yapılabilecekti.

SİGARA TETİKLİYOR

Aktaş'ın mesane kanseri olmasında en büyük etkenin sigara olabileceğini, sigaranın akciğer kanseri gibi mesane kanseri riskini de 10 kata kadar artırdığını belirten Prof. Dr. Eskiçorapçı, "Mesane kanserinin dünyada görülme sıklığı erkeklerde yedinci, ülkemizde dördüncü sırada ve baş etken sigara. Ancak İbrahim Bey gibi, toplumda birçok insan sigaranın mesane kanserinde de temel rol oynadığını maalesef ki bilmiyor" dedi. Aktaş da iş hayatının getirdiği stres nedeniyle tam 25 yıl, üstelik günde iki paket sigara içti. 50 yaşında, ani bir kararla 25 yıllık tiryakiliğine son verdi. Prof. Dr. Eskiçorapçı, Aktaş'ı 2. evre mesane kanserinden kurtaracak en başarılı ve ileri yöntemlerden birinin robotik cerrahi olduğunu söyledi ve ekledi: "Üroloji alanının en zor ameliyatlarından biri bu. Mesaneyi tümden çıkarıyorsunuz, yalnızca mesaneyi değil, prostatı da alıyoruz. Çünkü mesane kanseri olan 4 hastadan birinde prostat kanseri de saptanabiliyor." Mesane yapmak için bağırsağın kullanıldığını belirten Prof. Dr. Eskiçorapçı, "Mesane yapmak için ince bağırsağın 40 santimetrelik bölümünü özel yöntemlerle küre haline getiriyor ve mesane işlevi veriyoruz. Mesane yerine geçen bu bağırsağı idrar kanallarına bağlıyoruz. Hasta iyileşince bağırsaktan yapılan mesane, normal işlevini görüyor. Bu yöntem, uzun yıllardır uygulanıyor ancak günümüzde, açık ameliyat yerine robotik cerrahinin sunduğu imkanlardan yararlanıyoruz" ifadesini kullandı.

DIŞARI İLE TEMAS ETMİYOR

Robotik cerrahi ile yapılmasının hastaya nasıl avantajlar sağladığını ise şöyle açıklıyor: "Bu teknikte, açık ameliyatın aksine kanama çok daha az oluyor. Bağırsaklar ameliyat süresince dışarı ile temas etmediğinden bağırsak problemi çok daha az görülüyor. Açık ameliyatta en az 3-4 saat dışarıda kalan bağırsaklarda, ameliyat sonrası sıkıntı veren uzamış kabızlık sorunu da yaşanmıyor."

“Bağırsağından mesane yapıldı” adlı ve "18 Nisan 2017 Salı" tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

  • http://www.sabah.com.tr/yasam/2017/04/18/bagirsagindan-mesane-yapildi

Parmakla inceleme tarih mi oluyor

Erkeklerin korkulu rüyası Parmakla prostat muayenesi tarih mi oluyor?
Prostat check up nasıl yapılmalı? Prostat kanserinde erken teşhis mümkün mü?

Prostat kontrolleri 45 yaşını geçmiş her erkekte, şikayeti olmasa dahi, yılda bir kere PSA(kan tahlili) ve parmakla muayene ile yapılmaktadır. Bu muayene olası kötü huylu prostat büyümesini erken teşhis etme amacı güder. Bununla birlikte parmakla muayene teknik olarak rektal(makattan) yolla yapıldığı için bir çok erkek tarafından tercih edilmemekte ve sadece bu nedenle checkup(kontrol) için doktora gitmesini engelleyen bir faktör olmaktadır.

Bununla birlikte teknolojideki gelişmelere paralel olarak parmakla incelemenin yerini alması muhtemel tanı yöntemleri keşfedilektedir. Bunlardan en yenisi Esomed yöntemi olarak göze çarpmaktadır. Bu teknikte radyofrekans dalgaları kullanılarak olası kötü huylu prostat büyümesinın erken teşhisi hedeflenmektedir. 400 hastadan fazla bir grupla yapılan ilk çalışmasında %90 üstünde bir başarı gösterdiği saptanmıştır. Bu hastalardan bir çoğunda da parmakla incelemeye gerek olmadığı saptanmıştır. Türkiye'de de ilk kez tarafımdan şu anda bir çalışma yürütülmekte olup sonuçlar en kısa sürede tarafımca paylaşılacaktır. Bununla birlikte, bu teknik sayesinde özellikle checkup hastalarının önemli bir kısmında parmakla inceleme yapılmadan kontrol yapmak ve prostat kanserinde erken teşhis mümkün olacak gibi görünmektedir.

Sevgilerimle
Prof.Dr.Saadettin Eskiçorapçı
Kasım 2014

Türk Yunan Dostluk Toplantısı

Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı'nın katıldığı "Türk Yunan dostluk toplantısı"ndan kareler. Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı böbrek tümörlerinde ameliyatsız tedavi yöntemlerini anlattı.

“Türk Yunan dostluk toplantısı” medyaları

  • https://www.facebook.com/dr.eskicorapci/photos/pcb.697218860366078/697218213699476/?type=1

Böbrek taşı sorunu olanlar ramazan sonrası sıvı tüketimini artırmalı

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı, yaz mevsimine denk gelen ramazan ayının sıcak ve uzun geçtiğini, bu dönemde oruç tutanlarda böbrek taşı oluşma riskinin arttığını belirterek, "Ramazan ayı sonrası uzun süren susuz kalma süresi ortadan kalkacağı için sıvı tüketimi bir miktar artırılmalı ve bütün güne yayılmalı" dedi

Eskiçorapçı, yaptığı açıklamada, ramazanda uzun süren susuzluk nedeniyle böbrek taşı oluşumu ve taş dökme şikayetiyle gelenlerin sayısının fazla olduğunu söyledi.

Türkiye'de üriner sistem taş hastalığına sık rastlandığını dile getiren Eskiçorapçı, böbrek taşlarının, idrar yolu enfeksiyonları ve prostat patolojilerinden sonra üriner sistemi en sık etkileyen üçüncü patolojik durum olduğunu belirtti.

Birçok hasta tarafından "böbrek taşı düşürmenin" doğum sancısına benzetildiğini ancak bazı durumlarda da ağrının oluşmadığını ifade eden Eskiçorapçı, belirti vermeyen bu taşların genellikle başka bir rahatsızlık nedeniyle çekilen röntgen filminde ya da idrar tahlilinde ortaya çıktığını aktardı.

Prof. Dr. Eskiçorapçı, "İster ağrıya neden olsun ister olmasın taş oluşumunun altında yatan sebebin mutlaka ortaya çıkarılması gerekiyor. Çünkü böbrek taşı hastası ek tedavi almadığı takdirde, hastalık ilk yıl yüzde 10, beşinci yıl yüzde 35 ve onuncu yıl ise yüzde 50 tekrarlama eğilimi gösteriyor" dedi.

Son yıllarda bu rahatsızlığın arttığını, bunun en önemli nedenleri arasında yanlış beslenme ve yetersiz sıvı alımının yer aldığını vurgulayan Eskiçorapçı, üriner sistem taş hastalığının genellikle 20 ile 49 yaş aralığında ortaya çıktığını, araştırmaların 50 yaş üzerinde ilk kez taş oluşturma oranının düşük olduğunu ortaya koyduğunu anlattı.

Taş hastalığı erkeklerde kadınlara göre 3 kat fazla

Eskiçorapçı, böbrek taşı rahatsızlığının, erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha fazla görüldüğünü kaydederek, çocukluk döneminde ise erkek ve kız çocuklarda taş oluşum oranları arasında fark bulunmadığını söyledi.

Türkiye'de böbrek taşının Güneydoğu, Akdeniz ve Doğu Karadeniz'de daha fazla görüldüğü bilgisini veren Eskiçorapçı, protein içerikli gıdaların, tuzlu yiyeceklerin, hipertansiyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ile kalsiyum ve sodyum içeren bazı ilaçlar ile tahıllı gıda tüketiminin yetersiz olmasının da taş oluşumunu artırdığını bildirdi.

Saadettin Eskiçorapçı, böbrek taşlarının herhangi bir tedavi olmadan kendiliğinden düşebildiğini ifade ederek, bu şekilde düşmeyen taşların da şok dalgalarıyla kırıldığını, üreterorenoskopi ile alınabildiğini ya da böbreğin bulunduğu bölgeden çok küçük bir kesi yapılarak kameralı sistem ile direkt böbrek içine girilerek kırılarak, vücut dışına çıkartılabildiğini söyledi.

"Yaza denk gelen ramazanlarda sıvı tüketimi çok önemli"

Bir kişinin, günde ortalama 2 litre su tüketmesi gerektiğini belirten Eskiçorapçı, "Taş oluşumu riski yaz aylarına denk gelen ramazanda arttığından bu ay sonrası uzun süren susuz kalma süresi ortadan kalkacağı için sıvı tüketimi bir miktar artırılmalı ve bütün güne yayılmalı. Böbrek taşı hastalığı olanlar suyun yanı sıra ev yapımı limonata içmeye özen göstermeli. Limonata böbrek taşı oluşumunu ciddi biçimde azaltıyor" diye konuştu.

"Evde sürekli limonata yapın"

Eskiçorapçı, ev yapımı limonatanın önemine dikkati çekerek, gazlı içeceklerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Eskiçorapçı, "Böbrek taşı hastaları ramazan ayında mutlaka böbreklerde kuruma olacağı için bu ay sonrası tükettiği su miktarını artırmalı. Limonatayı da ihmal etmemeleri lazım. Hatta terleme oranına göre daha da artırabilirler" ifadelerini kullandı.

“Böbrek taşı sorunu olanlar ramazan sonrası sıvı tüketimini artırmalı” adlı ve "26 Temmuz 2014 Cumartesi" tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

  • http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/saglik/26885384.asp

Bir hastaya aynı anda iki operasyon

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Eğitim Uygulama ve Araştırma Hastanesinde, bir hastaya aynı anda iki operasyon yapıldı.

Denizli'de, böbreğindeki 20 santimetrelik tümör kalbine uzanan Mustafa Canavcı (56), PAÜ Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Saadettin Eskiçorapçı ile Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Gökçin tarafından aynı anda gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu.;

Yrd. Doç. Dr. Eskiçorapçı, düzenlediği basın toplantısında, Denizli'de idrar yaparken kanama ve kilo kaybı şikayetiyle PAÜ'ye başvuran Canavcı'nın, üroloji polikliniğinde yapılan tetkiklerinde sağ böbrekte tümör tespit edildiğini belirtti.

Canavcı'da bulunan böbrek tümörünün, damarlar vasıtasıyla kalbe yayılım gösteren türde olduğunu ifade eden Eskiçorapçı, “Nadir görülmesine rağmen, daha önce bölümümüzde de yapılmış bir vakadır. Bu vakanın ilk özelliği açık kalp ameliyatıyla aynı anda yapılması. Ayrıca, vakada kalbi besleyen damarda (LAD) tıkanıklık saptandı. Araştırmalarımız sonucunda bunun Türkiye'de ve dünyada ilk kez yapıldığı sonucuna vardık” dedi.

Açık kalp ameliyatıyla birlikte tümörün uzantısını kalpten temizlemek ve böbreği almak durumunda kaldıklarını vurgulayan Eskiçorapçı, şunları kaydetti:

“Aynı seansta koroner by-pass ameliyatı da yapıldı. Bu ameliyatın çok ciddi bir ölüm riski vardı. Kalp damar hocalarımızın verdiği oran yüzde 30 civarındaydı. O nedenle ameliyat sırasında ve sonrasında bakım çok önemliydi. Multidisipliner bir yaklaşımla üroloji, kalp damar cerrahisi ve dahili branşların takibiyle bu günlere geldik ve hastamız taburcu oldu. Yaptığımız kontrollerde tümörden arınmış görünüyor fakat ciddi takip gerektiren bir durum. Şu ana kadar beklentilerimizin çok üzerinde ve başarılı bir sonuç aldık.”

Ameliyatın ardından sağlığına kavuşan Canavcı ise çok iyi olduğunu belirterek, “Buraya geldiğim zaman hiç yürüyemiyordum. Şimdi iyiyim” diye konuştu.

“Bir hastaya aynı anda iki operasyon” adlı ve "09.11.2007" tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

  • http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=7659667

Böbreği göbek deliğinden çıkarıldı

Lise öğrencisi 17 yaşındaki Semra Karabalık, bir süre önce böbreklerinden rahatsızlandı. Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne giderek, Doç. Dr. Saadettin Eskiçorapçı’ya muayene olan Karabalık’ın böbreklerinden birinin çalışmadığı anlaşıldı.

Genç kızın, ameliyatla böbreğinin alınması kararlaştırıldı. Ardından da operasyon gerçekleştirildi. Doç. Dr. Eskiçorapçı, genç kızın göbek deliğine yerleştirilen tek bir port ile sağ böbreği başarıyla aldıklarını söyledi.

Doç. Dr. Eskiçorapçı operasyonla ilgili şu bilgileri verdi:

"Göbeğe yerleştirilen bu port, içinden kameranın ve 2- 3 cerrahi aletin geçmesine izin veren özel bir yoldur. Hastanın karın içinde serbestleştirilen böbreği, göbekte açılmış olan delikten özel bir aletle dışarıya çıkarıldı. Bu ameliyat hastanemizde ilk kez yapıldı. Hasta kesi olmadığından ameliyat sonrası dönemi hemen hiç ağrı olmadan geçirdi. Tek port kullanılarak diğer ürolojik ameliyatlar da başarıyla gerçekleştirilmektedir."

“Böbreği göbek deliğinden çıkarıldı” adlı ve "14 Şubat 2011" tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

  • http://www.posta.com.tr/turkiye/HaberDetay/Bobregi_gobek_deliginden_cikarildi.htm?ArticleID=61459
  • http://www.yeniasir.com.tr/HayatinIcinden/2011/02/14/bobregini_gobek_deliginden_aldilar

Denizlili doktorlar dünyada bir ilk daha gerçekleştidi

Denizli'de bir hastaya, aynı anda böbrek ve kalp ameliyatı yapıldı.

Ameliyatı yapan cerrahların araştırmasına göre bu tür bir uygulama dünyada ilk defa oldu. Burdur'un Gölhisar ilçesinde oturan Mustafa Canavcı (56), idrar yollarındaki şikayet sebebiyle Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne başvurdu. Bir çocuk babası olan emekli Canavcı'nın tetkiklerinde, böbrekte 8 santimetrelik tümör ve damarlardan kalbin sağ kulakçığına kadar uzanan yaklaşık 20 santimetre uzunluğunda bir tümör saptandı. Ana toplardamar içinde tümör pıhtısı olması sebebiyle koroner anjiyografi yapılan hastanın kalbini besleyen damarında da yüzde 95 oranında tıkanıklık olması sebebiyle cerrahi müdahaleye karar verildi. PAÜ Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Saadettin Eskiçorapçı ve Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. İbrahim Gökşin ile ekiplerinin katıldığı 7 saatlik bir ameliyat neticesinde, Canavcı'nın aynı anda hem sol böbreği hem de kalbine uzanan tümörü açık kalp ameliyatıyla çıkarıldı. Alt ana toplardamarda tümör yapışıklığı saptanan yaklaşık 4 santimetrelik alan da çıkarılarak yama yapıldı. Bu sırada hastaya koroner bypass da uygulandı. Üç gün yoğun bakım ünitesinde kalan Canavcı, taburcu edildi.

“Denizlili doktorlar dünyada bir ilk daha gerçekleştidi” adlı ve "10 Kasım 2007, Cumartesi" tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

  • http://www.posta.com.tr/turkiye/HaberDetay/Bobregi_gobek_deliginden_cikarildi.htm?ArticleID=61459
  • http://www.zaman.com.tr/sehir_denizlili-doktorlar-dunyada-bir-ilk-daha-gerceklestidi_612191.html

Laparoskopik Cerrahi Yöntem

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde laparoskopik ürolojik operasyonlar yapılmaya başlandı.Pamukkale Üniversitesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr.Saadettin Y. Eskiçorapçı, son yıllarda dünya genelinde seçkin merkezlerde yaygın olarak uygulanmaya başlanan kapalı yöntemle yapılan laparoskopik operasyonların PAÜ Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı'nda da başarıyla uygulanmaya başlandığını söyledi.

Böbrek, testis, prostat, idrar kesesi, böbrek üstü bezi ve çocuk branşlarında uzman ürologlar tarafından çok sayıda başarılı ameliyat yapıldığını belirten Doç.Dr. Eskiçorapçı, laparoskopikin kelime anlamının karın içi organlarının görüntülenmesi anlamına geldiğini belirterek, "Laparoskopik cerrahi denildiğinde, hastanın cildine yapılan yaklaşık bir santimetrelik kesilerden yerleştirilen özel tüp sistemleri ile karın içindeki organların görüntülenmesi ve bu görüntü eşliğinde ameliyatların gerçekleştirilmesi anlaşılmaktadır" dedi. Bu tür operasyonların en büyük avantajının, ameliyat sahasının büyütülerek monitörden izlendiği için daha net görülebilmesi olduğunu belirten Eskiçorapçı, "Ameliyat sonrası yara izi çok daha küçük ve daha estetiktir. Ağrı, diğer yöntemlere göre daha azdır. Ameliyat sonrası hastanede kalma süresi daha kısadır. Yara yeri iyileşmesi daha çabuk olmaktadır ve hastanın günlük aktivitelerine dönme süresi daha kısadır" dedi. Laparoskopik ürolojik operasyonlarda, karın içerisine yaklaşık bir santimetrelik bir kesi yeri ile yerleştirilen ince metal boru yardımıyla karın boşluğunun gaz ile şişirildiğini belirten Eskiçorapçı, "Karın içi organlar ve karın duvarının görüntülenmesini takiben iki veya daha fazla sayıda ince metal borular yine küçük kesiklerle karın içerisine yerleştirilmekte ve bu borulardan uzatılan metal aletler yardımıyla ameliyat gerçekleştirilmektedir" dedi.

“Laparoskopik Cerrahi Yöntem” adlı ve "10 Ocak 2008 Perşembe" tarihli haberinin interaktif medyada yansımaları

  • http://www.mucadele.com.tr/haber/egeden/laparoskopik-cerrahi-yontem/6180